ZEYTİNYAĞI VE SAĞLIK

Akdeniz tipi beslenmenin önemli bir parçası olan zeytinyağını özel kılan yapısında bulunan tekli doymamış yağ asitleri, E vitamini ve fenolik bileşenlerdir. Bu özel bileşenler çok güçlü antioksidan özelliklere sahiptirler. Birçok dış faktörden dolayı vücudumuzda biriken serbest radikallerin süpürülmesinde önemli görevleri vardır. Meyve suyu gibi elde edildiğinden natürel tüketilebilen tek sıvı yağ olma özelliği ile kendine has renk, koku, tat ve aromasıyla beslenmede çok önemli bir konuma sahiptir. Akdeniz ülkelerinde diğer ülkelere göre özellikle kalp damar sağlığı açısından problem yaratabilecek tansiyon, inme, felç ve bazı kanser türlerine daha az rastlanmaktadır. Bunun da büyük ölçüde, bölge insanının beslenme tarzından ileri geldiği düşünülmektedir. Akdeniz diyetinin yağı zeytinyağıdır. Günlük beslenmede %25-%30 arasında zeytinyağı tüketilmektedir.

Zeytinyağının düzenli olarak tüketilmesi halinde başta “kanser” olmak üzere şeker ve tansiyon gibi bazı hastalıkların riskini azalttığı tespit edilmiştir. Ayrıca, sindirim sistemi, kemik yapısı, beyin ve sinir dokuları üzerinde çok önemli fonksiyonları bulunmaktadır. Zeytinyağı, Kalp-damar hastalıklarında temel risk faktörü olan kolesterolün, damar tıkanıklığına yol açan “LDL” bileşenini azaltıcı rol oynarken, yararlı ve koruyucu olan “HDL” bileşenini değiştirmez. Bu özelliği ile kalp sağlığı açısından en uygun yağdır. Bağırsaklar tarafından en iyi emilen yağdır ve bağırsaklardan geçişi düzenleyici özelliği vardır. Tüm yağlar arasında en dengeli kimyasal kompozisyona sahip olduğundan kemik mineralizasyonunun iyileşmesini sağlamakta ve normal kemik gelişimine yardımcı olmaktadır. İçerdiği yağ asitleriyle anne sütününkine eşdeğer olup çocuklarda kemikleri güçlendirir. İçerdiği E Vitamini, çocukların sağlıklı büyümelerini sağlar. Damar tıkanıklıklarını önlemeye yardımcı olur. Tansiyonun kontrol altında tutulmasında önemli rol üstlenir. Zeytin ve zeytinyağı kanseri önleyici maddeler içermektedir. Zeytinyağı mide üzerine olan tesirleri sebebiyle ülser oluşma riskini azaltırken, mevcut ülserin de iyileşmesini kolaylaştırır. Zeytinyağı içerdiği çok sayıdaki antioksidan maddeyle hücrelerimizi yeniler, doku ve organlarımızın yaşlanmasını geciktirir. Güzelliğimize katkıda bulunur, cildimizi ve saçlarımızı besler, cildin canlılığını ve saçlarımızın gürleşip parlamasını sağlar. Zeytinyağı halk arasında da yıllardan beri birçok saç ve deri hastalığında kullanılmaktadır. Zeytinyağının henüz keşfedilmemiş başka özelliklerinin de olduğuna inanılmaktadır bu özellikler ortaya çıktıkça, tüketimi daha da artmaktadır, yeni ilâç, tedavi metotlarının geliştirilmesi için yol gösterici olmaktadır.

BİZ NE YAPIYORUZ?

Modern tıp ihmal ettiği ve görmezlikten geldiği geleneksel tıbba doğru yönelmektedir. Yaptığımız literatür taramalarında ulaştığımız bilgilerin geleneksel tıbbı doğruluyor olması zeytinyağının sağlık bileşenlerine özel bir ilgi duymamıza yol açtı. Mide rahatsızlıkları (gastrit, ülser, helicobacter pylori, reflü vb.), cilt rahatsızlıkları (egzama, sedef, lupus, karma ve kuru cilt problemleri vb.), genel kas tonüsünün (gücünün) arttırılması, yaşlanma etkileri ve sürecinin hafifletilmesi, sinir dokusu harabiyetlerinin engellenmesi ve giderilmesi (bağırsaklarda detoks etkisinin elde edilmesi ve hemoroid oluşumunun engellenmesi), alzheimer oluşumunun geciktirilmesi, başta meme kanseri olmak üzere birçok kanser türleri ile mücadele gibi konularda hastalara ve doğru beslenmek isteyen kişilere kusursuz zeytinyağları üretmekteyiz. Soğuk sıkım özel üretim zeytinyağından istenen desteğin alınabilmesi için zeytinyağı tüketim şartlarını da tüketicilere aktarmaktayız.